İsmail Tunç

İsmail Tunç

Eyvah! Ne yer, ne yâr kaldı, Gönlüm dolu ah-u zâr kaldı.

Home page: http://www.ismailtunc.com

Posts by İsmail Tunç

Kahve Hk.

0

Bugün de olmayan okuyucularıma, en iyi filtre kahve yapılır onu anlatmak istiyorum. 😀

Koffein_-_Caffeine.svg

Dikkat!

Bu yazı ciddi miktarda kafein içerir.

 

Malzemeler:

  • Su ısıtan fakat kireç yapmayan bilimum alet: Çeşme suyu kullanmadığınız bir kettle veya çaydanlık olabilir. Kettleınızda kireç varsa öncelikle limon tuzu + su karışımını 2-3 defa kaynatın tertemiz olacaktır. Kireçli kahve içip ağzınızın tadını bozmak hatta katletmek istemiyorsanız bu önemlidir.
  • French press: Büyük marketlerden veya  kahvecilerden (starbucks, tchibo) temin edilebilir. Starbuckstaki bodum marka french press en kalitelisidir.
  • Filtre kahve: Bunu da yukarıda saydığım yerlerden bulabilirsiniz. Benim kahve (Jacobs Monarch) Migroslarda bulunuyor.
  • Bardak,
  • ve bir de mümkünse tahta kaşık.

 

 

P50917-075230

Hadi başlayalım.

Önce suyu kaynatıyoruz. Ne kadar içeceğinize bağlı olmakla birlikte, fotoğraftaki bardak için 300ml civarı iyidir.

Bu sırada french pressin pistonunu(:D) çıkarıp, içine uygun miktarda (bu size bağlı) kahve koyuyoruz.

P50918-103832

Kahveyi koyduktan sonra da suyun kaynadığını farkediyoruz.

Napıyoruz, kaynar suyu alıp langırt diye kahvenin üstüne döküyoruz ve kahveyi yakarak acı bir tat elde ediyoruz.

HAYIR yapmıyoruz tabi ki öyle bir şey.

Kahvenin tadını bozmak istemiyorsanız suyu kaynadıktan sonra 2 dakika dinlendirin.

Ondan sonra da önce şu ilk fotoğrafaki kadar koyacaksınız suyu. Üç beş saniye bekledikten sonra da gerisini koyabilirsiniz, tıpkı ikinci fotoğraftaki gibi.

P50918-103926P50918-103951P50918-104002

Sonra da böyle karıştırıyorsunuz işte tahta kaşıkla. “Niye tahta kaşıkla?” derseniz, şart değil. Siz metal kaşıkla karıştırın, eğer kahvenizi metal tadıyla seviyorsanız tabi. 😀

Sonra üstteki piston kısmı takıp, kahvenin başladığı yere kadar iktiriyorsunuz (bir miktar kahvenin sızdığını görünceye kadar.

P50918-104053P50918-104146

Şu anda saate bakın. Kahve demlenme aşamasında. Ortalama 4 dakika kadar demlenecek. Bunu 5-6 dakikaya çıkarırsanız, kahveniz daha sert olur. Size bağlı bir durum.

P50918-104416P50918-104457

Süre dolunca böyle yavaşça bastırıyorsunuz pistonu. Ardından da bardağa doldurup, french pressi saniyeler içinde yıkayıp kahveyi içmeye başlayabilirsiniz.

P50918-104840

Takipte kalın

😀

 

Müzik ve Ses Kalitesi

0

Siz zaten kaliteli müzik dinlersiniz bilirim.

Ama bir de ses kalitesi diye bir durum var babacanlar.

Youtube’da müzik dinlerken bir yerden sonra insan “bu ses niye böyle” diyor azcık da kulak varsa.

Youtubedaki müzikler genelde 128 kbps altıdır. Bu ciddi bir sıkıştırmaya maruz kalarak, kalitesini de epey kaybettiğini gösterir.

Sesin kalitesini belirleyen faktörler içten dışa:

Dijital ortamdaki ses dosyamız -> Ses kartımız -> Kulaklık/hoparlör

Detaya çok girmeye gerek yok, yoksa ona bakarsanız aradaki kablonun niteliği bile sesi etkiler. Fazla takıntıya dönüştürmemek lazım.

Şimdi burada ses kartı kısmı bizi fazla ilgilendirmiyor. Genelde halihazırdaki onboard kartlarımız bize yetecektir.

Fakat hoparlör/kulaklık kısmına gelince, işte onunla biraz ilgilenmek gerekiyor. Üç beş liraya alınan kulaklıklar direkt olarak çöp.

Enn kötü alacağınız kulaklık 20-25 tl civarı olsun, Sony-Panasonic-Philips olabilir. Snopydir Pioneedir bunlar direkt çöp hatta leş.

70-80 lira civarı ayırabilirseniz daha iyi kulaklıklar alabilirsiniz. Bu fiyat aralığında Sennheiser modellerine bakın.

Bu faslı da geçelim.

Geriye dinlediğimiz müziğin sıkıştırılma oranı kalıyor.

Açıp müziği (benim de çoğu kez yaptığım gibi) youtubedan dinliyorsanız çamur gibi bir ses kalitesine alışmışsınızdır. Youtube’da ses kalitesi, video kalitesine doğru orantılıdır. 360p videodaki ses ile 1080p’deki ses bir değildir. Sadece müzik dinlemek için genelde alakasız bir videoya maruz kalırsınız ve bu genelde 360p olur. Daha iyi müzik dinlemek için daha yüksek kalitede video yüklemeleri gerekiyor, bu da boyutu yükseltiyor 5mb müzik için 200mb veri çekiyorsunuz.

Bu yüzden bunun yerine sadece müzik dinleten servisleri tercih etmek gerekiyor.

Seçenekler: Spotify, Deezer, Apple Music, Türkiye’deki GSM operatörlerinin müzik servisleri, Cart Müzik, Curt Müzik ………… bir sürü var

Bunlar genelde paralı olmakla beraber, genelde de saçma ücretlendirmeleri vardır. Yıllık şu kadar ver kullan demezler adama aylık fiyat verirler. Gidip her ay o parayı vermek, her ekstrede onu görmek de insana, özellikle biz Türk insanına koyar. 😀

Bizim ruhumuza aykırı.

Peki ne yapıyoruz? Bu arkadaşlar bizi sömürmek için çeşitli kampanyalar yaparlar. Biz ise bu kampanyaları onları sömürecek şekilde kullanacağız. Fazla uğraşmaya gerek yok sadece 5dk ayırmak yetiyor ve tamamen Türk işi. 😀

Kurbanımız: Spotify.

Spotify Premiumda 320 kbps’dir bu hemen hemen kayıpsız müziktir diyebiliriz. Deneme süresinde böyle bir durum olmamakla beraber, şarkıların arasında zırt pırt uyuz sesli reklamlar çıkar ve insanı hayattan soğudur.

Spotify’da şöyle bir olay var. Kredi kartı bilgilerini ekleyince bunu sisteme kaydedip para çekmeksizin 1 aylık bir premium süresi başlatıyor. 1 ay boyunca para vermeden Premium kullanıyorsun ama 1 ay dolduğu an hesaptan para çekip otomatik yeniliyor. Bu yaptıkları uyanıklıktır ve kesinlikle başarılı olmuştur.

Peki biz ne yapıyoruz? Kontra-uyanıklıkla cevap veriyoruz. Kredi kartımızı ekleyip 29 gün kullanıyoruz. Son gün yenilemeyi iptal ediyoruz. Karttan para çekilmiyor.

Sonra yeni bir hesap açıyoruz (~tahmini 2 dakika) ve başka bir kart ekliyoruz.

(Maaş kartı, maaş veren bankanın kredi kartı, banka kartı özellikli sendika kartı / öğrenci kartı v.s derken çeşitli debit ve kredi kartlarıyla birlikte çoğu kişide bir yıl yetece kadar kart var bundan eminim)

He sizdekiler yetmediyse kaliteli müzikle tanışmamış ananız babanız abiniz ablanız kardeşiniz vardır, onlarınkini kullanabilirsiniz.

29. günde iptal etmeyin unutmayın yeter.

sptf

Hepsi bu kadar.

Premium olduktan sonra şu ayarı da aktif edin:

sptf

(Menu -> Edit -> Preferences -> Müzik Kalitesi)

Artık 320kbps müzik dinleyebilirsiniz.


 

Düzenleme:

5 dakika sonra aklıma bir fikir daha geldi. Şöyle ki mesela fazla kredi kartınız yok, etraftan bulmakla da uğraşmamak için her ay yeni bir sanal kart tanımlayabilirsiniz internet şubesinden. Spotify bunu farklı bir kart olarak görecektir. Muhtemelen verdiğiniz limit sıfır bile olsa sorun olmayacaktır ama deneyin olmazsa 10tl limit verirsiniz.

Evet tek kredi kartıyla sınırsız kullanabilirsiniz bu şekilde. 😀

Teknik Not: Tarayıcıdaki cookielerden tanıyıp kabul etmeyebilir bu yüzden işlemi Chrome Gizli Sekme marifetiyle gerçekleştiriyoruz. Ayda bir modemi resetleyerek IP değiştirebilir veya üye olurken VPN açabilirsiniz. Çareler tükenmiyor.

Dipteki Not: Bu dediklerimin tamamı yasaldır. Etik konusuna gelince; etik midir bilmem ama “müstehak” olduğu kesin.

Tiger Tiger

0

Tiger! Tiger! Burning bright
In the forests of the night:
What immortal hand or eye
Could frame thy fearful symmetry?

In what distant deeps or skies
Burnt the fire of thine eyes?
On what wings dare he aspire?
What the hand dare seize the fire?

And what shoulder, and what art
Could twist the sinews of thy heart?
And when thy heart began to beat
What dread hand? & what dread feet?

What the hammer? what the chain?
In what furnace was thy brain?
What the anvil? What dread grasp
Dare its deadly terrors clasp?

When the stars threw down their spears
And watered heaven with their tears
Did he smile his work to see?
Did he who made the Lamb make thee?

Tiger! Tiger! Burning bright
In the forests of the night:
What immortal hand or eye
Dare frame thy fearful symmetry?

William Blake

Murphy Kanunları

2

Kimileri kuantum çekimine inanır hayatında, iyi düşündüğünde iyi şeyler olacağını sanır hayatında.

Evrene mesajlar gönderip durur. Her defasında hüsrana uğrasa da, eline geçirdiği bir “kişisel gelişim kitabı”nın verdiği gaz ile pes etmeden devam eder pollyanalığa.

Ama bu kadar aptal olmanın hiç lüzumu yok.

Kuantumdaki “law of attraction” yani çekim yasası, New Age kafasındaki üst düzey malaklar tarafından böyle iyilik kelebeği(?) tadında yorumlanmış, fırsatçılar sağolsun the Secret gibi kitaplarla da millete bir yandan “sen bunu okudun ya, aydınlandın dostum hayatın tüm sırlarını çözdün” gazı vererek bu pollyana kafasını aşılamışlar.

Fakat gerçek böyle değil. Zira gerçeğe iki şeyle ulaşılır: Deneyle ve istatistikle.

Hayatı deney tüplerine koymak biraz zor olacağı için, istatistiğe başvurmak gerekiyor. Oturup düşün, şapkan varsa onu da önüne koy; şimdiye kadar çok istediğin şeylerden kaçı gerçek oldu?

Bu adamlar kuantumu öyle yoruyorlarsa, ben de termodinamiğin 2. yasasını alıp size kaktırıvereyim.

İzole bir sisteme dışarıdan enerji verilmedikçe, entropi devamlı artar. Yani düzen sürekli düzensizliğe doğru akar.

Var mı öyle bir iki fizik yasası okuyup sağda solda millete bir şeyler kanıtlamaya çalışmak.

Sözlerimi mühendis Edward A. Murphy’nin gözlemleriyle ve istatistiksel çıkarımlarıyla oluşturduğu kanunlar ile sonlandırayım. 😀

Biraz esprili, biraz geyik gibi durabilir. Ama şunlardan hangisine karşı çıkabilirsiniz  ki?

Çıkabiliyorsanız, tezinizi yorum olarak ekleyin de vereyim cevabınızı(!)

  • “Bir şeyin ters gitme olasılığı varsa, ters gidecektir.”
  • “Bir şeyin birkaç şekilde ters gitme olasılığı varsa, hep en kötü sonuç doğuracak şekilde ters gidecektir.”
  • “Bir şeyin ters gidebileceği olasılıkları engelleseniz bile, anında yeni bir olasılık ortaya çıkacaktır.”
  • “Bir şeyin olma olasılığı, isteme olasılığı ile ters orantılıdır.”
  • “Er ya da geç olası en kötü koşullar zincirlemesi vuku bulacaktır.”
  • “Ne zaman bir şeyden vazgeçseniz, vazgeçtiğiniz o şey size geri gelir.”
  • “Olmuyorsa zorlayın, kırılırsa zaten değişmesi gerekirdi.”
  • “Ne kadar beklersen bekle istenmediği zaman gelecektir.”
  • “Çözülen her problem yeni problemler yaratır.”
  • “Her şey yolunda gidiyorsa, kesin bir terslik vardır.”
  • “Bir şeyle fazla oynarsanız, onu bozarsınız.”
  • “Bütün bir dönem kusursuz çalışan hesap makinesinin, matematik sınavında pili biter. (açıklama: her ihtimale karşın, beraberinizde pil taşırsanız, o da bayat çıkar)”
  • “Hiçbir şey göründüğü kadar kolay değildir.”
  • “Piyangoda para kazandığınız gün, ölümünüze fazla kalmamıştır.”
  • “Bir şeyi anlayamıyorsanız, içgüdüsel olarak doğrudur.”
  • “Bir “kişiye masa boyalı, sakın değme!” derseniz, size inanmadan önce mutlaka masaya dokunacaktır.”
  • “Eğer kendinizi iyi hissediyorsanız, üzülmeyin geçer.”

Had’kolay gelsin.

İsmail Tunç's RSS Feed
Go to Top