Genel

Kahve Hk.

0

Bugün de olmayan okuyucularıma, en iyi filtre kahve yapılır onu anlatmak istiyorum. 😀

Koffein_-_Caffeine.svg

Dikkat!

Bu yazı ciddi miktarda kafein içerir.

 

Malzemeler:

  • Su ısıtan fakat kireç yapmayan bilimum alet: Çeşme suyu kullanmadığınız bir kettle veya çaydanlık olabilir. Kettleınızda kireç varsa öncelikle limon tuzu + su karışımını 2-3 defa kaynatın tertemiz olacaktır. Kireçli kahve içip ağzınızın tadını bozmak hatta katletmek istemiyorsanız bu önemlidir.
  • French press: Büyük marketlerden veya  kahvecilerden (starbucks, tchibo) temin edilebilir. Starbuckstaki bodum marka french press en kalitelisidir.
  • Filtre kahve: Bunu da yukarıda saydığım yerlerden bulabilirsiniz. Benim kahve (Jacobs Monarch) Migroslarda bulunuyor.
  • Bardak,
  • ve bir de mümkünse tahta kaşık.

 

 

P50917-075230

Hadi başlayalım.

Önce suyu kaynatıyoruz. Ne kadar içeceğinize bağlı olmakla birlikte, fotoğraftaki bardak için 300ml civarı iyidir.

Bu sırada french pressin pistonunu(:D) çıkarıp, içine uygun miktarda (bu size bağlı) kahve koyuyoruz.

P50918-103832

Kahveyi koyduktan sonra da suyun kaynadığını farkediyoruz.

Napıyoruz, kaynar suyu alıp langırt diye kahvenin üstüne döküyoruz ve kahveyi yakarak acı bir tat elde ediyoruz.

HAYIR yapmıyoruz tabi ki öyle bir şey.

Kahvenin tadını bozmak istemiyorsanız suyu kaynadıktan sonra 2 dakika dinlendirin.

Ondan sonra da önce şu ilk fotoğrafaki kadar koyacaksınız suyu. Üç beş saniye bekledikten sonra da gerisini koyabilirsiniz, tıpkı ikinci fotoğraftaki gibi.

P50918-103926P50918-103951P50918-104002

Sonra da böyle karıştırıyorsunuz işte tahta kaşıkla. “Niye tahta kaşıkla?” derseniz, şart değil. Siz metal kaşıkla karıştırın, eğer kahvenizi metal tadıyla seviyorsanız tabi. 😀

Sonra üstteki piston kısmı takıp, kahvenin başladığı yere kadar iktiriyorsunuz (bir miktar kahvenin sızdığını görünceye kadar.

P50918-104053P50918-104146

Şu anda saate bakın. Kahve demlenme aşamasında. Ortalama 4 dakika kadar demlenecek. Bunu 5-6 dakikaya çıkarırsanız, kahveniz daha sert olur. Size bağlı bir durum.

P50918-104416P50918-104457

Süre dolunca böyle yavaşça bastırıyorsunuz pistonu. Ardından da bardağa doldurup, french pressi saniyeler içinde yıkayıp kahveyi içmeye başlayabilirsiniz.

P50918-104840

Takipte kalın

😀

 

Murphy Kanunları

2

Kimileri kuantum çekimine inanır hayatında, iyi düşündüğünde iyi şeyler olacağını sanır hayatında.

Evrene mesajlar gönderip durur. Her defasında hüsrana uğrasa da, eline geçirdiği bir “kişisel gelişim kitabı”nın verdiği gaz ile pes etmeden devam eder pollyanalığa.

Ama bu kadar aptal olmanın hiç lüzumu yok.

Kuantumdaki “law of attraction” yani çekim yasası, New Age kafasındaki üst düzey malaklar tarafından böyle iyilik kelebeği(?) tadında yorumlanmış, fırsatçılar sağolsun the Secret gibi kitaplarla da millete bir yandan “sen bunu okudun ya, aydınlandın dostum hayatın tüm sırlarını çözdün” gazı vererek bu pollyana kafasını aşılamışlar.

Fakat gerçek böyle değil. Zira gerçeğe iki şeyle ulaşılır: Deneyle ve istatistikle.

Hayatı deney tüplerine koymak biraz zor olacağı için, istatistiğe başvurmak gerekiyor. Oturup düşün, şapkan varsa onu da önüne koy; şimdiye kadar çok istediğin şeylerden kaçı gerçek oldu?

Bu adamlar kuantumu öyle yoruyorlarsa, ben de termodinamiğin 2. yasasını alıp size kaktırıvereyim.

İzole bir sisteme dışarıdan enerji verilmedikçe, entropi devamlı artar. Yani düzen sürekli düzensizliğe doğru akar.

Var mı öyle bir iki fizik yasası okuyup sağda solda millete bir şeyler kanıtlamaya çalışmak.

Sözlerimi mühendis Edward A. Murphy’nin gözlemleriyle ve istatistiksel çıkarımlarıyla oluşturduğu kanunlar ile sonlandırayım. 😀

Biraz esprili, biraz geyik gibi durabilir. Ama şunlardan hangisine karşı çıkabilirsiniz  ki?

Çıkabiliyorsanız, tezinizi yorum olarak ekleyin de vereyim cevabınızı(!)

  • “Bir şeyin ters gitme olasılığı varsa, ters gidecektir.”
  • “Bir şeyin birkaç şekilde ters gitme olasılığı varsa, hep en kötü sonuç doğuracak şekilde ters gidecektir.”
  • “Bir şeyin ters gidebileceği olasılıkları engelleseniz bile, anında yeni bir olasılık ortaya çıkacaktır.”
  • “Bir şeyin olma olasılığı, isteme olasılığı ile ters orantılıdır.”
  • “Er ya da geç olası en kötü koşullar zincirlemesi vuku bulacaktır.”
  • “Ne zaman bir şeyden vazgeçseniz, vazgeçtiğiniz o şey size geri gelir.”
  • “Olmuyorsa zorlayın, kırılırsa zaten değişmesi gerekirdi.”
  • “Ne kadar beklersen bekle istenmediği zaman gelecektir.”
  • “Çözülen her problem yeni problemler yaratır.”
  • “Her şey yolunda gidiyorsa, kesin bir terslik vardır.”
  • “Bir şeyle fazla oynarsanız, onu bozarsınız.”
  • “Bütün bir dönem kusursuz çalışan hesap makinesinin, matematik sınavında pili biter. (açıklama: her ihtimale karşın, beraberinizde pil taşırsanız, o da bayat çıkar)”
  • “Hiçbir şey göründüğü kadar kolay değildir.”
  • “Piyangoda para kazandığınız gün, ölümünüze fazla kalmamıştır.”
  • “Bir şeyi anlayamıyorsanız, içgüdüsel olarak doğrudur.”
  • “Bir “kişiye masa boyalı, sakın değme!” derseniz, size inanmadan önce mutlaka masaya dokunacaktır.”
  • “Eğer kendinizi iyi hissediyorsanız, üzülmeyin geçer.”

Had’kolay gelsin.

Türk Gençliğine

0

Yer bulmasın gönlünde ne ihtiras, ne haset.
Sen bütün varlığına yurdumuzun malısın.
Sen bir insan değilsin; ne kemiksin, ne de et;
Tunçtan bir heykel gibi ebedi kalmalısın.

Iztırap çek, inleme… Ses çıkarmadan aşın.
Bir damlacık aksa da, bir acizdir göz yaşın;
Yarı yolda ölse de en yürekten yoldaşın
Tek başına dileğe doğru at salmalısın.

Ezilmekten çekinme… Gerilmekten sakın!
İradenle olmalı bütün uzaklar yakın,
Dolu dizgin yaparken ülküne doğru akın,
Ateşe atılmalı, denize dalmalısın.

Ölümlerden sakınma, meyus olmaktan utan!
Bir kere düşün nedir seni dünyada tutan?
Mefkuresinden başka her varlığı unutan
Kahramanlar gibi sen, ebedi kalmalısın…

Belki bir gün çöllerde kaybedersin eşini,
Belki bir gün ağlarsın kaçtı diye karına.
Işıksız kulübende boranın esişini,
Dinleyerek çıkarsın bir ümitsiz yarına.

Gün olur ki mertliğin uğrar kahpe bir hınca;
Namert bir el arkandan seni vurur kadınca;
Bir gün sabrın tükenir… Silahını kapınca,
Haykırarak çıkarsın yurdunun dağlarına…

Hayatin kamçısıyla sızar derinden kanlar,
Senin büyük derdinden başkaları ne anlar?
Vicdanını Paris’e, Moskova’ya satanlar,
Küfür diye bakarlar senin dualarına.

Hey arkadaş! Bu yolda ben de coşkun bir selim,
Beraberiz seninle, işte elinde elim.
Seninle bu hayatin gel beraber gülelim,
Ölümüne, gamına, tipisine, karına…

Atandan kalmış olan kılıcı iyi bile,
Onu bütün gücünle vuracaksın çağında.
Savaş….. Bunun tadını ey Türk sen bulamazsın,
Ne sevgili yanında, ne baba ocağında.

Savaşmaktan kaçınır, kim varsa alnı kara;
Kan dökmeyi bilenler hükmeder topraklara…
Kazanmanın sırrını bilmiyorsan git, ara,
“Çanakkale” ufkunda, “Sakarya” toprağında.

Siyasette muhabbet… Hepsi yalan palavra…
Doğru sözü “Kül Tegin” kitabesinde ara…
Lenin’den bahsederse karşında bir maskara,
Bir tebessüm belirsin sadece dudağında.

Yatağında ölmeyi hatırından sök, çıkar!
Döşeğin kara toprak, yorganındır belki kar…
Sen gurbette kalırsan, ben ölürsem ne çıkar?
Ruhlarımız buluşur elbet Tanrıdağı’nda…

Mukadderat isterse seni yoldan çevirsin,
Sen hele bu yollarda yıpranarak aşın da,
Varsın bütün ömrünce bir an nasip olmasın,
Yorgunluğunu gidermek serin bir su başında.

Bir gülüşten ne çıkar, ne çıkar ağlamaktan?
Kullar kancıklık eder, bela bulursun Hak’tan.
Gün olur ki bir yudum su ararsın bataktan,
Gün olur ki bir tutam tuz bulunmaz aşında.

Bir çığ gibi yürürsün bir lahza durmaksızın,
Bir ilahi kaynaktan geliyor çünkü hızın.
Duygular ölmüştür… Tapınılan bir kızın,
Bir füsun bulamazsın gözlerinde, kaşında.

Iztırabı kanına katta göz kırpmadan iç!
Varsın gülsün ardından, ne çıkar, bir iki piç…
Bu varlık dünyasında yalnız senin hiç mi hiç
Bir şeyin olmayacak… Hatta mezar taşın da…

Hüseyin Nihal ATSIZ

Onuncu Boyutu Anlamak

0

 

Go to Top